Toplumsal olarak geçtiğimiz dönemde en çok bilimin ve teknolojinin eksikliğini hissediyoruz. Yaşadığımız yıkımlar sadece fiziksel anlamda kalmayıp, ruhsal olarakta bizi oldukça etkilemiş ve etkisini sürdürmeye devam ediyor. Cahiliye döneminden çıkıp sirkelenmemiz ve yaşam alanlarımızda büyük değişiklikler yapmamız gerekiyor. Bize büyük bir devrim lazım. 

''Devrimi kim yapacak?'' hepimiz yapacağız. Müteahhitler yapacak, büyük reklam tabelaları asarak değil ama.. Mühendislerimiz yapacak, denetim yapan belediyelerimiz ve duyarlı halkımız. Yaşadığımız depremin faturası çok ağır geldi, kalkınmamızın bir organizasyon kabiliyeti gerektirdiği ortada. Önceliklerin doğru saptanması, neler yapılacağını doğru sıraya koyabilmek son derece önemli. 

İmar affına gelecek olursak bedelini çok ağır ödedik. Bir çok yapıya kontrolsüz bir şekilde ruhsat verilmesi artık kabul edilemez ve önüne geçilmesi gereken en önemli husus. İmar affı gibi zarar veren projeleri rafa kadırmamız gerekiyor. 

İkinci konuya gelirsek memlekette yoksulluk oranının artması ve nüfusun azalması işlerin hızlandırılması gerektiğini şiddetle gösteriyor. Ne zamana kadar mağduriyetle bekleyecek bu halk? Siyasetçilerin zamanı kısıtlı ve her konuda suratlar ilk siyasetçilere çevriliyor. Halkın beklentilerini karşılayabilecek güçlü ve mevsimine göre hareket eden bir siyasetçinin tam şu an karşımıza çıkması gerek. Şu an mevsimleri, bugün yaşamımızı sürdürdüğümüz bu deprem bölgesi Malatya'nın eski konforlu standartlara dönebilmesi olması gerekir. Geçici barınma, eğitim ve iş yerleri ile halka bununla yetin denilmez. Şu an halkın yarısından fazlası geçici barınma yerlerinde kalırken, sağlık konusunda çalışmalar yapılıp hastalıkların ortada kol gezeceği konteyner kentlerde önlemler alınmalı.